Nero Maldonado, hayatın acımasız bir şekilde köklerinden koparıp attığı bir gençti. 19 yaşındaki bu Meksikalı, Kaliforniya’nın sokaklarında büyümüş, Amerikan rüyasının parıltısını hissetmişti. Ancak oturma izni olmaması, onu Meksika’ya sınır dışı edilmeye mahkum etti. ABD’ye geri dönmenin tek yolu, Amerikan Ordusu’na katılmaktı. Göçmenlere vatandaşlık vaadi, Nero için bir umut ışığı oldu. Sınırı gizlice geçtiğinde, her şeyin kolayca çözüleceğini düşünmüştü. Aile dostu Seymour, Nero’yu kısa bir yolculuğun ardından kardeşi Jesus’a teslim etti. Jesus, onu Beverly Hills’teki malikanesine götürdü ve sahte belgelerle yeni bir kimlik vaat etti. Ancak bu teklifin ardında, ölümcül bir tuzak vardı. Nero, Amerikan Ordusu’na katılarak vatandaşlık almayı seçti. Kısa sürede Ortadoğu’ya gönderildi ve savaşın acımasız yüzüyle yüzleşti. Asker olmanın ağır yükü, savaşın gerçekleri ve kayıplar, Nero’nun hayatını tamamen değiştirdi.