Tahran’ın daracık sokakları boyunca, 70 yaşındaki Mahin’in içi yıllardır hüzünle doludur. Kocası öldükten sonra, kızının Avrupa’ya yerleşmesiyle yalnızlık onun yaşamının ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. Gündelik yaşamındaki kısıtlama ve sessizlik, en sevdiği dostlarıyla bir çay içtiği sıradan bir öğlede, aniden kırılmaya başlar. Arkadaşlarının onu cesaretlendirmesi, yıllar önce yaşadığı tutkulu anıların canlanmasına neden olur. Mahin, gençliğinde hissettiği duyguların yeniden uyanışını hissederken, aşkı tekrar deneyimleme fikri ona hem korku hem de heyecan verir. Ama tam bu fırsatı değerlendirmeye niyetlendiği anda, hayatında şans eseri çıkacak yeni bir ilişki için atılacak adımlar konusunda derin bir korku da hissediyordu. Tam da bu noktalarda, karşısına çıkan bir yabancı, akşama olağanüstü kılacak bir dönüşüm başlatır. Bu karşılaşma, Mahin’in içsel dünyasını canlandıran ve ona umut veren bir akşam haline gelir.